"Sevelim, sevilelim Yunus gibi bir dost bularak, işi kolay kılalım. Bir gün vade biter, toprak toprağı yutar, ruhlar Hakk'a uçar, bu dünya kimseye kalmaz. Faruk Dilaver - Gönül Bahçesi"
KİTAPLAR

Kitaplarımızı aşağıdaki adreslerden edinebilirsiniz:

1-) Akçağ Basım Yayım Pazarlama A.Ş. - Tuna Cad. 8/1 Kızılay/ANKARA - +90 312 432 17 98

2-) Zafer Kitabevi - Hacı Bayram Veli Cad. Yeni Belediye Dükkanları No:9 D:7 Ulus/İsmetpaşa, Altındağ, Ankara - +90 312 310 96 06

Yunus Emre, şiirlerini asırlar önce öz Türkçe ile söylemiş ve günümüze kadar öylece gelmiştir. Maalesef konuşulan Türkçemiz, nesilden nesile büyük değişikliğe uğrayarak Yunus Emre'nin kullandığı öz Türkçe'den oldukça uzaklaşmıştır. Bu nedenle günümüz insanı ve özellikle gençler bu şiirleri okuyup anlamakta güçlük çekmektedir. Oysa ki, bu şiirlerin çok iyi okunup anlaşılması, ülkemiz insanına ve tüm insanlığa, bilinmeyen gerçeklerin anlatılması yönünde büyük katkıda bulunacaktır. Bu noktadan hareket ederek, Yunus Emre'nin divanını ve Risaletün Nüshiyye isimli mesnevisini beyitler halinde, günümüz Türkçesi ile yorumlayıp açıklayarak, menkıbelerle dolu hayatıyla birlikte siz değerli okuyucularımıza takdim ediyoruz.
Bu eserimizde siz değerli okuyucularımıza, yaratılışımızın gayesini, niçin yaşadığımızı, yaşarken maddî - manevî nelere dikkat etmemiz gerektiğini; ölümün, çürüyüp, toprakta yok olmak olmadığını; aksine, ölümün doğmak ve kurtuluş olduğunu; yüce Yaradan'a kavuşmak olduğunu; yaşamanın gayesinin Yaradan'ı bilmek, O'nu tüm hayatımız boyunca aşk ile arayıp bulmak olduğunu; ilahî aşkın ve vuslatın önemini, nefsimizle mücadele ederek olgunlaşıp arınmanın detaylarını; sevgi, anlayış ve sabrın mutluluğumuza yaptığı katkıları; yaşadığımız gerçek olaylar ve menkıbelerle, sade bir ifadeyle, samimi olarak sohbet tarzında sunmaktayız. Amacımız, bu uğurda uzun yıllar yaptığımız araştırma sonuçlarını sizlerle paylaşmak, Hayatın Gerçek Yüzünü, gördüğümüz kadarıyla sizlere göstermektir. Bu kitabı okuyan, bilgi sahibi olmaktan ziyade şuurlanır, yaşamanın amacına ermiş olur. Şu ölümlü dünyada, ne kadar gereksiz şeylere takılarak, mutsuz olduğunu anlayıp, onları terkederek sevgi, anlayış ve hoşgörü ile huzur ve mutluluğa kavuşur.
Çocukluğumuzdan beri; şunu da yapsak, bunu da yapsak, şöyle de olsak, böyle de olsak derken, güç de olsa, ideallerimizin bir çoğuna eriştikten sonra meşguliyet uykusuna dalmış gidiyorduk. Bir gün, bir trafik kazası bizi ölümle karşı karşıya getirerek bu uykudan uyanmamıza sebep oldu. Bu uyanışla birlikte aklımıza şu sorular geldi: - Ölüp, yok olmaksa sonumuz, neden yaratıldık? - Niçin yaşıyoruz? - Yaşamanın ne anlamı var? - Akıbetimiz ne olacak? Bu sorularn cevabnı ararken, Yüce Yaratıcımızın bizi, bilinmek için yarattığını ve O'nun buyruğuna uyduğumuz takdirde gerçeğin yaşanacağını ve AKIBETİMİZİN güzel olacağını öğrendik. Bu kitabımız, esmalar, Kur'an ve hadislerden hazırlanmış olup, tavsiye niteliğindedir. Siz değerli okuyucularımıza, gerçeği yaşamanın nasıl mümkün olabileceğini anlatmaktadır.
Ey İsanoğlu! Dur, bir düşün, bir bak! Şu dünyaya geldiğinden beri hep bir şeyler istedin ve onlara erişmek için çabalayıp uğraşırken günlerin, ayların, yılların birbiri adı sıra nasıl gelip geçtiğini hiç anlamadın. Kaç yaşındasın? Ömründen harcadığın yılların ne kadar çabuk geçtiğini fark etmiyor musun? Daha dün gibiydi çocukluğun. Kaç yıl daha yaşayacaksın, bunu biliyor musun? Bir gün "Dur!" diyecekler, durup öylece kalacaksın ve dünyayı terk edip gideceksin. Bu dünyaya neden geldin bilmeyeceksin. Gittiğin yerde "Dünyada ne yaptın?" diye soracaklar, cevap veremeyeceksin. Gel, şimdi henüz vakit varken, neden yaratıldığını, niçin yaşadığını düşün de, nasıl yaşaman gerektiğinin cevabını bu kitapta okuyup bularak yaşa.
Ey kalbimizde olan nur, GEL! Didinmelerimin ve arzumun sonu, GEL.! Hayatımızın senin elinde olduğunu biliyorsun. Hayatı kullarına sıkıntı yapma, GEL! Ey aşk! Ey maşuk! Manaları aş ve inadı bırak da GEL! Ey Hüdhüd'lerin sahibi olan Süleyman! Lütfedip de bizi aramak üzere GEL! Ey sevmede birinci gelen kişi! Aşkın hakikati seni geçip bilinci aldı, GEL! Ruhlar senin kaybolmandan ötürü inleyip feryat etmedeler, miadını doldur da GEL! Ayıpları ört, iyilikleri saç, cömert olanların âdeti böyledir, GEL!. Farsça "GEL" nasıl derler? "Biya" mı? Ya GEL ya bizim davetimize hak ver de GEL! Geleceğin zaman muradımız ne de açılır. Gelmeyeceğin zaman da muradımız ne de kesat olur, GEL! Ey Arap'ın Kürşat'ı, Ey İran'ın Kubat'ı! Kalbimi hatıranla fethedersin, GEL!. İçim sana GEL deyicidir.Ey senin varlığından doğacak varlık, GEL! Ey benim Ay'ım! Senin için ülkeleri dolaştım. Beni ve ülkeleri çevrelediğin halde GEL! Sen, yaklaşan ve uzaklaşan güneş gibisin. Ey kullara yakın olan, GEL!.. - Mevlana
Evlilikte mutluluğa giden yol, isabetli bir eş seçimi, eşlerin uyum sağlaması ve iyi geçinmesi ile güzel çocuk yetiştirmek ve aralarındaki sorunları anlayışla asgariye indirmekten geçer. Ailede mutluluk, huzur ve birlik ancak bu şekilde oluşmaktadır. Aile birliği ise ülkenin birlik ve beraberliği için gerekli olan hayati önemde bir unsurdur. Yüce Yaradan'ımız, birbirine anlayışlı davrana-rak güzel geçinen ve topluma yararlı evlat yetiştiren insanlardan razı olur. Umarım bu eserimiz siz değerli okuyucuları-mızın yuva kurmalarında, mutlu olmalarında ve aile fertleri ile aralarındaki sorunların çözümlenmesinde yararlı olur.
Sen gözümden gönlüme damlayan
Aşkımın rahmetisin
Sen gönlümden dilime düşen
Sevdamın kelimelerisin

Aşk, insanın yaradılış gayesidir. İnsanoğlu aşk için, aşktan yaratılmıştır. Sevmekten ve sevilmekten nasibini alamayanlar, yemiş, içmiş; ama yaşamamıştır. Yaşamak için sevmeli ve sevilmeli, sevmek için yaşamalıdır. Aşk, menfaatsiz ve çıkarsız sevginin yükselerek kutsallaşmasıdır. Aşk, ateştir. Sevenler bu ateşte yanmalıdır. Aşk, ıztıraptır. Sevenler bu ıztırabın tadıyla mest olup, kanmalıdır. Ne mutlu sevenlere, ne mutlu sevmekte ısrarlı olup, vefalı kalanlara!..